Geri Sayım Başladı!

Sükûnet ve aklıselim abidesi değerli arkadaşım Alper'in bile galeyana gelmesine sebep olan World of Warcraft: Cataclysm'in geri sayımı devam ediyor.

Bu ne gerilimdir arkadaşlar? Yapmayın etmeyin. Bu ne heyecandır? Üç sene sonra Azeroth'a geri dönmenin heyecanı mıdır yoksa? Bilemedim vallahi. Ömrümüzü yedin oyun, ömrümüzü...  TBC zamanında başından kalkmadığım Zuhu karakterimde 94 gün net oyun süresi olmuş. Üç ay sadece bir karakter için vakit harcamışım. Yuh bana.


Ahan da geliyor!

Bisikletle Kışa Hazırlık

Bugün bilmemkaç aydır (aldığımdan beri) bakımını yaptırmadığım sinek 2 logolu bisikletimin bakımını yaptırmak için gittiğim Kızıltoprak Delta'dan uzun bir ihtiyaç listesiyle döndüm. sanırım kısa süre sonra bisiklet kadar da yan ürünlere para harcamış olacağım. Ama dur bakalım, neler olacak?


Şu an için 2010 model Cannondale F4 için yolda gitmesi için bir eksik görünmüyor; fakar kış şartları ve genel gereksinim içingerekecek birçok ek bileşen var. Operasyona gidildiğinde yürür ağırlığı 15 KG altında tutmak kaydıyla şu bileşen ve eşyalara ihtiyacım olacak.
  • Takometre
  • Uzun eldivenler (yarım eldivenle çıktım, ellerim dondu)
  • Sele altı / arka çanta
  • Geniş sele ve ek silikon kılıftan doğrudan silikonlu seleye terfi
  • Daha düzgün ve mümkünse iki tane ön far (görülmek kadar GÖRMEK için de) 
  • Hızı daha az kesen ama slick olmayan daha iyi yol lastikleri.
... para da lazım tabii, neyse. :P

Yazılar çiziler

Internet güncesi yazarak kendine vazife üretmedensadece yazma isteğimin dütülmesinden bu yana altı yıl geçmiş. Gerçi hepsini burada göremiyorsunuz ama takriben 2004 ortasından bu yana internette bir şeyler yazıyorum. Son yazdıklarım arasında, burada bir şey göremeseniz de PC Labs ekibinin fotoğrafçılık sitesi projesi olan Bascek.com için yazdığım Alpha 850 makalem ve kendi teknoloji güncem olan Teknoloki.com'daki son birkaç değerlendirme yazısı mevcut.

Bilginize. :)

Girizgâh

.
Giriş böyle olsa hoş durur mu acaba?

Mümkün olan en basit şekilde yaşama özlemi, hayatını lafta yoğun, uygulamada tekdüze yaşayan insanların aklını hiç çelmeyecek bir şey de olsa günden güne beynimde yer işgal eden, asla ulaşılamayacak bir tepe gibi gölgesinde gezdiğim en önemli olgu haline geldi. Bu fikrin yarattığı rahatsızlık henüz çevrede, gündelik hayatımdaki insanlar tarafından fark edilebilecek raddeye gelmemiş bile olsa her anımı, bilinmez bir zamanda kendisini hızla gelen trenin önüne atan kim bilir kimin sevdalısı çılgın bir aşık gibi kana bulayabilme ihtimalini beraberinde, gittiği her yere sürüklüyor. Sürükledikçe eskilerden kalan kapanmamış yaralar, varlıklarını gelene geçene anlatırcasına gittiğim yola şerit çizgileri çekiyor, genellikle "sollama yapılamaz" diyerek...

Kötü değil umarım.

.

Güle Güle Git



Eski dostlar da gider bazen. Sebebini bile anlamazsınız. Daha kötüsü, açıklama yapmak zorunda bile hissetmezler kendilerini. Son sözleri seninle ilgili bişi görmek istemiyorum artık bile olsa yazım hatasını düzeltmez,  darılıp kırılamazsınız isteseniz de. Kabul edersiniz, kabullenirsiniz; onlar da giderler.

Arkasından "iyi sen bilirsin, defol git" bile demezsiniz yılların hatrına; "ne halin varsa gör" ise asla ağza alınacak bir söz değildir. En fazla güle güle git dersiniz duymayacağını bile bile. Hatta, isminle müsemma kal...