Bir sabah uyanırsın


Bir sabah uyanırsın ses gelmez martılardan. Bir sabah sesi kesilmiştir serçelerin. Vapur ses vermez ta uzaktan. O sabah çıt çıkarmaz tereğin altındaki kumrular, kımıldamaz yapraklar.

Bir fişekle serilince yere, sözcükler tekrar gelmez dile. İçin içine, kan içine, gam içine dolar bekler.

Ya da sen uyurken biz umutla, titreyerek bekleriz başını; sen uyanmazsın sonra adın eş anlamlı olur mücadeleyle, biz de eğer uyanabilirsek bir başka sabah.

Vurulmuş başından belki yatıyor; ses yok, nefes yok. Dinlerken çığırdığı türküyü evvelden, neşeli halinden eser yok.

Böyle bu memleket, bir sabah uyanırsın olmadık güzellikler selamlar yattığın yerden. Bir sabah olur başka gün, uyanmasaydım dersin.

Hayat o ya, bir sabah olur, uyanamazsın, katilin gezerken omuzlarda...


Mordan Öte, Kızıldan Beri






Başka bir hayat mümkün, burada ve şimdi değil belki. Başka insanlar, başka başka insanlıklar. Mükemmel değiller hayallerimde bile, yine iki ileri bir geri. Mümkün elbette yeni fırtınalar ve denizler, başka kıyıların açıklarında. Başka yağmurlarda ıslanmak mümkün, başka bir gökkuşağı gibi: Mordan öte, kızıldan beri.


-

Elveda İstanbul









DateTime - 2014:05:30 07:44:36
ExposureTime - 1/5000 seconds
FNumber - 1.40
ExposureProgram - Aperture priority
ISOSpeedRatings - 100
FocalLength - 50.00 mm
Contrast - Hard
Saturation - Normal
Sharpness - Soft
Color Mode - B&W
Manual Focus


Sony Alpha 850 + Sony SAL-50F14


 

#diren





O son umudu arıyorsan
Ellerinden kaçıp giden,
Arzuysa yaşamaya dair
En değerli şey yitirilen.
Ne gülümsemenin kaldıysa tadı
Ne sevmenin, ne sövmenin.
Zihninse artık bitap düşüp
Bedeninden evvel pes eden;
Sabrın sınırından kaçıp da
Öfkenin girdabına kapılan,
Yüzmeye çabaladıkça dışına
Yorgunluktan boğulan...

Ama varsa hâlâ bir yüreğin
Durmadan, teklemeden atan,
En derinde yatan fikrinse
Kalbine, aklına güç katan
Durma bir kenarda, kalk
Bir kalem gibi bilen
Kuşan hakikati beline,
Davanı senin kadar iyi bilen
Haydi, gir koluna kardeşinin
Mücadeleye hâlâ kararlıysan
Tek bir şey demem mümkün sana:
Sonuna kadar diren.



Tükendim Galiba



Hep böyle vakitlerde alıp gidiyor başını aklım, böyle vakitlerde aşık olasım geliyor sevimli bir yüze. Kucaklamak yeni birisini veya teskin için sarılmak eski sevgiliye. Bu vakitlerde geçiyorum kendimden daha dokunmadan kadehe, belli belirsiz idrak ederken anları. Bu aralarda tav oluyorum dediğini anlamasam bile tatlı bir dile. Hakim olamadığım akılla kendimden geçerken usulca, ne tükendim diyorum kendime, ne geçti elime hayata bağlandın da. Kopar gitsin gemlerini veya çöz bırak voltasını, ha gökten, ha denizden, bir şekilde karaya vurur sonunda.


Merhaba Yeni Yaşım





Her yeni adımda gördüklerim var
Niyetle sarılıp kesmez bir kaleme
Yavaşça giderken belki başka âleme
Akıl yetişirken bilemediğine, beden dar

Gözlerin gülebildiğini yeni öğrendim
Cümleler ağlarmış meğer yalnız kalınca
İnsan gibi, kaybolup satırların arasında
Bir başına gezinirken, buruk, yetim

Ağaçların derdi başkaymış meğer
Meyveyi derman bilirken binbir derde
Yapraklarmış aslında sırrına perde
Kopmasa da dalından, görmeye değer.

Dereler gönülsüz akarmış denize
Ben kavuşur diye umarken bir aşka
Kaygılarla sürüklenip başka başka
Ağıtlar yakarmış, her dalga bir dize

Kuşlarin ötmesi bile nedensiz değilmiş
Düşüp toprağa kursaklarda yem olup
İnerken köklerine arzulara gem vurup
Ölmek bir ağaçmış, huzur bir yemiş

Ne kırgınlık kalıyor zamanla ne hışım
Bilinmezlere yürürken adım adım
Kalır belki geriye suya yazdığım adım
Madem çıkıp geldin, merhaba yeni yaşım




Zaferler


Yenik başlayıp hayata bilmem kaç sıfır geriden, ezilmiş, yitik, buruk, küskün
Sahte sevinçlerle bezedi hayatımı, puslu bir gökte ay, yıldızlar ve yüzün.
Yakaladığımdan beri kandırırken kendimi, kaptırıp da seline büsbütün,
Kendime karşı küçük zaferler kazanıyorum adını anmadığım her bir gün.