Dünyanın En Yüzeysel İnsanı


Malum mecranın yayın organlarında Hadise'yle ilgili bir habere gelen yorum:

"hadıse yaptıgı muzıkle değil gıydıgı ahlak dışı elbı se ıle yoy aldı 20 25 yıl sonra turkıye ahlaksızlıgın merkezı olmaya aday hadıseden daha edepsız gıyınen yok tu sahnede bır osmanlı torunu olarak utandım kendım den"

Aferin diyoruz. Sizin aklınız organınızdaysa biz ne yapalım. Sen ona oy verebilirsin, Yahu bu arada Hadise de birçok şarkıcıya göre "ailemizin kızı" modunda. Ondan tahrik olabiliyorsanız feci bir açlık var demektir. Bir de kendi fikrini diğer herkesin sapık olduğu kabulüne oturtmak da... Neyse bunu siz tanımlayın. Benim aklıma bir şey gelmedi.


Yeni Bir Hayat Mümkün mü?

Yeni bir hayat mümkün mü derken ölümden sonra yaşam var mı, arafta mı takılacağız cehenneme mi düşeceğiz veya bitki olarak mı tekrar yaşayacağız gibi sorularla ilgilenmiyorum. Bu konunun ilgisiz kısmı. Merak ettiğim, bir paradigma sıçramasının, benim gibi bir gününün içeriğiyle diğer günü arasındaki farkın az çok kestirilebildiği bir insan için mümkün olup olamayacağı.

Paradigma sıçramasının felsefe terminolojisinde neye tekabül ettiğini az çok biliyorum; fakat gerçek hayatta, bunu bir deyim olarak kullanabilecek uzunluk veya şiddette bir olay yaşayabilmek güç olabilir.

Uzunluk veya şiddet ayrımı yapmamın altında yatan sebep ise basit: Süre uzarsa çökertici, şiddet artarsa dönüştürücü olur. Hiç kimse bir sürecin çok fazla uzamasını istemez. Acı olsa çekilmez, sefa olsa sürülmez. Unutmayın, bitmeyen orgazm olsa, zevkli değildir. Şiddet ise bir anlık ölüm kalım savaşından sonra çıkılan düzlüktür. Hazırlanan sürprizlere karşı ne kadar dirayetli olduğunuzu bu noktada anlarsınız. İkisini bir araya getirdiğimizde, fırtına dinmeden hiç bir şey yapılamayacağı gerçeğiyle yüzleşiyoruz.

Paradigma sıçraması herhalde mümkün. Tabii ki bu hayatın neresinden yakalamaya çalıştığınızla ilgili. Önem verdiğiniz şeylerin sırasını size başkası belirletiyorsa, sıçramanın tam zamanı gelmiş demektir.

Önemli olan dalgayla uyum içinde hareket etmek ve kırıldığı noktada esnemesini, bükülmesini bilmek. Yoksa en ufak çekilme, ayağınızın altındaki kumu alıp sizi derine sürükler, üzerinize düşen her dalga sizi boğmak için gelir.

Gün bugündür.

Potansiyel Trafik Canavarına İkinci Lisans

Geçen Cumartesi girdiğim sınavın sonuçları açıklanmasa da B+A2 sürücü ehliyeti için önümde tek engel kaldı: Benden daha hafif olan bir motorsikletle sürüş gösterisi.

Tabii işin zor tarafı, 5-6 dakikada biten 20 tane basit soru yaptıktan sonra, 45 dakika sınırı sebebiyle uzunca süre sınav salonunda beklemek zorunda kalmak. Neyse, kendimi motosiklet üzerinde öldürebilmem için küçük bir ayrıntı daha kaldı. Ardından bir tane hızlı çalışan makine alıp, kendimi yollara vurabilirim.

...o da belki.

Boş Vakti Çok Olan İnsanlar

Uğraştıkları iş boş diyemem ama çok fazla boş vakitleri olduğundan eminim. :)

Hadis hatırlatıyoruz kendilerine: "İki günü eşit olan, zarardadır."

Hayatım Sit-com Oldu

Hayatım sit-com'a döndü. Hiçbir hedefim yok. Sadece eğleniyorum. Birçok konuda ne yapacağımı bilmiyorum.

Derdimi bile bilmiyorum aslında. Korkunç bir durum. Hatta aynanın karşısına geçip kendi kendime "hey dostum senin tek derdin o lanet olası beyaz k.çının kafandan daha büyük olması" diyorum. Amerikan filmlerindeki zenciler gibi hem de... Oof of.. Hayatım Sit-com oldu. Ne yapacağımı bilemiyorum.

Değerli bir dostumla konuşmamdan alıntıdır.