Kadere Küsme, Kendine Küs


Kaderine küsmek derler, hani açmazda kalır her bir yanındaki şeyler. Hani anlamazsın da aslında ne oluyor diye, sadece neyin olmadığını getirirsin gözünün önüne. Sanki kendini kurtarmak ve bir bahane uydurup yaşamaya devam etmektir tek zorunluluğun. Sanki her şeyden geçip kendini mutlu etmektir tek gayen. Her şeye rağmen benliği düştüğü sudan çıkartıp, kurulayıp tekrar giydirmek, eline çantasını verip okuluna göndermektir.


Olmayacak duaya amin demektir en içten, ama sahte şekilde. Kaderdir kurban, senin için ateşe atılan. Saati gelinde araba bal kabağı olur da odunlar balık olmazmış derler. Kader kurbanın olur sen onun kurbanı değilsen. Elde sıfır veriyorsa tüm toplamlar, geri kalan üç işleme fatura etmektir tekdüzeliği. Heyecansız ruhu, ateşlemek için vücudu yakmaktır bir yerde.

Kadere küsme o zaman, kendine küs ki açılsın tekrar yaralar, üzerine basılan tuzlarla birlikte. En yakından, en derinden ve gerekiyorsa en acı şekilde; şiddetli, ölürcesine. Rahatsızlığı hisset, acıyı sonuna kadar sindir içine. Unutama bir daha ki, olmayanların yoksunluğu değil, en iyi şekilde karşılaştığın şey acıtsın canını. Sonra unut gitsin her şeyi, aklında derin bir yara açtıktan sonra. Ayağa kalk ve devam et ölüp de tekrar dirilircesine. Kaldığın yerden devam eder gibi, sıfırdan başlarcasına.


2 yorum:

Egemen Mede dedi ki...

Melankolik rüzgarlar çarpmış yüzüne Berkin hayırdır? :)

Berkin Bozdoğan dedi ki...

Hayır abi, melankolik (kara sevdalı) olur mu bilmem ama hayra alamet değil. :) Yavaşça beni kendisine çeken bir güç var.